%50/%50 ilişki kurmak teoride adil ve iyi niyetli görünebilir. Ancak uzun vadede durum böyle olmayabilir. Her şey tam ortadan bölünemez ve bölünmediğinde bu, ilişkinin bitirilmesi için yeterli bir sebep olmamalıdır.
Bu ilişki türünü aşağıda daha detaylı konuşalım.
%50/%50 İlişki Nedir?

%50/%50 ilişki genellikle romantik ve uzun vadeli bir ortaklığı ifade eder; burada her iki partner de çeşitli alanlarda eşit ve tam olarak katkıda bulunur. Bu, ev işleri ve görevlerden, kaliteli zamana, duygusal erişilebilirliğe ve hatta maddi destek ve sorumluluklara kadar uzanabilir. Ayrıca dışarıda yemek yerken hesabı sırayla ödemek, benzin masrafını ikiye bölmek ya da biri çamaşırları yıkarken diğerinin katlaması gibi durumlar da buna örnek olabilir.
Bu yaklaşım adalet ve dengeye dayanır; çünkü tarih boyunca heteroseksüel ilişkilerde erkeğin çalışıp geçimi sağladığı, kadının ise ev ve çocuklarla ilgilendiği bir dengesizlik olmuştur. Burada aynı zamanda esneklik de sunulmuş gibidir.
İlgili okuma: Soğuklaşan İlişki: Umursamaz Bir Partnerle Nasıl Baş Edilir
%50/%50 İlişkinin Dezavantajları
Bu yaklaşımın cazibesi gerçek ve geçerli olsa da, zamanla uygulanabilir ve sürdürülebilir görünmemektedir. Bu bölümde, çiftlerin bu yolu seçtiklerinde karşılaşabilecekleri çeşitli zorlukları inceleyeceğiz.
1 Gerçekçi değil.

Başından beri belirtildiği gibi, ilişkide her şey bölünemez. Kira, yiyecek ve birlikte yaşıyorsanız ortak dolap gibi somut şeyler bölünebilir, elbette. Ama sevgi, ilgi ve acil durumlar gibi soyut şeylere sınır çizilemez. Böyle yapmak kısıtlayıcıdır ve partnerler arasındaki samimiyeti azaltır çünkü onlara sadece belirli bir enerji ve çaba vermeye razısınız demektir. Zaman zaman daha fazlasını vermek istediğinizde durum daha da kötüleşir.
Ayrıca hayat boyunca iniş çıkışlar olacaktır; bir partner diğerinden daha fazla verebilir. Mesela biri hasta olur ve diğeri iyileşmesine yardımcı olur. Ya da biri işini bırakıp yenisini ararken diğeri kira öder.
Genel olarak, %50/%50 ilişki yaklaşımı katıdır ve partnerler arasında büyümeye izin vermez.
2 Puan tutma zihniyetini teşvik eder.

Sayılarla ilgili her şey bağı ilişkisini işlemsel hale getirebilir ve rekabete dönüştürebilir. %50/%50 ilişkide partnerler, diğerinin katkısını düzenli olarak takip etmeye ya da en azından akıllarından geçirmeye itilebilir. Örneğin, “Ben çamaşırları yıkadım ve kileri düzenledim. Sen neden akşam yemeğini hazırlamadın?” gibi düşünceler oluşabilir.
Bu, partnerler arasında “kendi payını vermiyor” gibi bir gerginlik ve kızgınlık yaratabilir. Denge ve uyum getirmekten bahsederken durum tam tersi olur. Başka bir deyişle, her şey ölçülmek zorunda değildir ve değerini böyle belirlemek gerekmez.
3 Maddi dengesizlikler gerginlik yaratabilir.

Maddi konuları %50/%50 bölmek, her iki partner için de tam bir felaket olabilir. İster yeni tanışıyor olun, ister tamamen bağlı (örneğin evli) olun, bu bölünme kimin daha az ya da çok kazandığını ortaya çıkarır. Bu da güç dengesizliklerine ya da para gerektiren durumlarda suçluluk duygusuna yol açabilir.
Örneğin, şık bir yerde buluşmaya çıktınız ama hesabı ödemekte zorlanıyorsunuz. Gerçek bir partner bunu üstlenmeye istekli olur (ya da farklı bir yer seçer). Ama %50/%50 ilişkide partneriniz bunu size karşı kullanır ve yeterince kazanmadığınız için ön yargı besler.
Bir başka örnek kira ödemek. Partneriniz ayda ₱65,000 kazanırken siz ₱30,000 kazanıyorsanız, %50/%50 ödemek ikiniz için de adil olmaz.
4 Partnerler arasında zayıf iletişim vardır.

İlişkide önemli olan şeylerden biri etkili iletişim becerileridir. Birbirinizi daha iyi tanımak, önemli konuları konuşmak, belirli meselelerde düşüncelerinizi ifade etmek ve çatışma çıktığında uzlaşmak için etkili iletişim şarttır.
Ancak %50/%50 ilişkide, iki taraf da eşit olmaya odaklanır ve kendini savunmasız ve açık bırakmaya izin vermez. İlişkiler, birbirinize karşı “iyi olmamakta sorun yok” diyebildiğinizde gelişir. Utandığınız ya da sakladığınız kısımları konuşmak bağ kurmayı sağlar; ama %50/%50’de bu bağ kesilir. Başka bir deyişle, duygusal erişilebilirlik eksikliği vardır.
İlişki, her şey kendi payınıza düştüğünde ve karşılıklı işlem gibi hissettikçe, daha çok iş ortaklığı gibi olur.
5 İnsanlara sürekli “açık” ve ulaşılabilir olma baskısı yapar.

%50/%50 ilişki, partnerinize payınızı vermek için sürekli ulaşılabilir olmanız gerektiği anlamına gelir. Böylece işler yolunda gider. Ancak düşünmeden, mevcut durumunuzu göz önünde bulundurmadan her şeye evet demek kolayca tükenmişliğe yol açabilir. Ruh sağlığınız olumsuz etkilenir ve hayattan kopabilirsiniz.
Bu yüzden nerede olduğunuzun ve ne hissettiğinizin farkında olmak önemlidir; böylece kendiniz ve partneriniz için istediğiniz şekilde var olabilirsiniz. Karar verirken düşüncesiz olmayın ve zorluklarınızda dürüst olun.
6 Bireysel güçleri ve tercihleri görmezden gelir.

%50/%50 ilişkiyi her alanda zorla uygulamak, her partnerin masaya getirdiği değerleri göz ardı eder. Sadece asgari düzeyde katkı sağlamakla kalırlar ve kendilerinden emin olmadıkları alanlara itilmiş olurlar. Üstelik bunu yaparken paylarını vermeleri beklenir.
Bu adil değildir çünkü bir partnerin sorgusuz yapabildiği ve uyum yarattığı bazı işler vardır. Bunları bölmek ve diğer partnerin yapması, aralarında daha fazla çatlak yaratabilir. Örneğin, biri mutfak işleri konusunda iyidir; yemek yapmaktan bulaşık yıkamaya kadar. Ama bu yaklaşımda, yemeği yapmayı yumurta bile pişiremeyen partnerine bırakır.
Düşününce, bir partnerin iyi olduğu işleri ona devretmek adil değildir. Onların daha fazla mutluluk ve destek getirmesini teşvik edersiniz. Adil olmayan, kendinize güvenmediğiniz bir işi yapıp sadece %50/%50 vermek için taahhütte bulunmaktır.
İlişkiler, partnerler güçlü yönlerini kullandığında gelişir!
İlgili okuma: İlişki Tükenmişliği: 5 Temel Belirti ve Yapılması Gerekenler
Alınabilecek Çözümler
%50/%50 vermek ve almak yerine, ilişkide dengeyi sağlamak için birçok farklı yaklaşım vardır. Bu yaklaşımlar şunları içerir:
1 Adaletten çok esneklik.

Her an küçük detaylara takılmak yerine büyük resmi düşünün. Yani her gün değil, zaman içinde dengeyi yakalamak. Bir hafta biri diğerinden daha fazla verir, diğer hafta tam tersi olur. Burada güven önemlidir; çaba dağılımının farkında olmak ve bağlı kalmaktır.
2 Hesaplamadan çok iletişim.

%50/%50 ilişki hedeflediği gibi her şeyi eşitlemeye çalışmak yerine, konuşun. Bir şeyler yanlış ya da tek taraflı geliyorsa, dürüst olun ve sizi bunaltan şeyleri paylaşın. Tam olarak bölünmüş görevler üzerinden pasif-agresif olmak sizi ileri götürmez, ama birbirinizle düzenli iletişim kurmak götürür. Ayrıca bu, olgunluk ve karşılıklı saygıyı da artırır.
3 Eşitlik ve denge tanımınızı bulun.

Eşitlik ve denge, bağlı bir ilişkide kişiden kişiye farklı görünür. Her şeyi aynı yapmak ve mükemmel bölmek değildir. İki partnerin de birbirini gördüğü ve desteklendiği hissidir. Biri faturaları öderken diğeri market alışverişi ve yemek yapar. Bu onlar için adildir. Bu onların takım çalışmasıdır.
4 %100 verin!

İlişkide yarım yamalak enerji vermeyin. Asla. Bunun yerine tamamen kendiniz olun. Birbirinizden öğrenmeye ve büyümeye istekli olarak var olun. Gerektiğinde uzlaşabilmek ve birbirinizin destekçisi olmak. Bölünmeyi unutun; bunun yerine birbirinize tam adanmışlık gösterin.
İlgili okuma: Siz ve Sevgilinizin Güç Çifti Olduğunun 16 Kesin İşareti
İlişkide Denge Yaratmak İçin Daha Fazla İpucu
Yukarıdaki fikirlerin yanı sıra, ilişkinizde (şimdiki ya da gelecekteki) dengeyi sağlamak için bu bilgilendirici bölümü inceleyin. Sonra bize teşekkür edin!
1 Düzenli olarak birbirinizle check-in yapın.

Check-in’ler, özellikle sürekli ve samimi yapıldığında, partnerler arasında iletişim becerilerini geliştirir. Birbirinizle konuşurken ilişkinizde neyin iyi gittiğini ve neyin geliştirilebileceğini paylaşın.
2 Payınızı cömertçe ve samimiyetle verin.

Onlara yardım ederken bunu sevdiğiniz için yapın. Onların kendilerini rahat ve huzurlu hissetmesini istediğiniz için. Bu görevi üzerlerinde tutmak için değil, kendi payınızı vermek istediğiniz için.
3 Görünmez emeği kabul edin.

Görünmez emek, duygusal destek, belirli olayları hatırlamak (örneğin, birbirinizin doğum günleri, kuru temizleme alma vb.) ve zihinsel yük gibi şeyler olabilir. Bunlara dikkat edin ve fırsat buldukça destek olun.
İlgili okuma: Sınır Koymayı Öğrenmek: İnsanları Memnun Etmeyi Önlemek İçin 15 İpucu
4 Her zaman birbirinize takdir gösterin.

Özellikle küçük şeylerde! Bunlar zamanla birikir. Kıyafetlerine ne kadar yakıştığını söyleyin. Görevlerinde iyi iş çıkardıklarını belirtin. Mümkün olduğunca teşekkür edin; minnettarlık hem ruh halinizi yükseltir hem de aranızdaki bağı güçlendirir.
5 Tepkisel vermekten çok, karşılıklı ve duyarlı vermeyi uygulayın.

Karşılıklı vermek, cömertlik ve gerçek ilgiyle yönlendirilir. Siz, partneriniz bir şey yapmadan önce inisiyatif alırsınız. Örneğin, sizi sinema randevusuna götürdü ve ikiniz de çok beğendiniz. Randevuları planlamak onun işi. Ama yakında yeni bir müze keşfettiniz ve onu oraya davet ettiniz. Bu, pozitif bir döngü yaratır; her iki partner de vermek ve başlatmak için kendini güvende hisseder, zorunlu değil.
Sonuç
%50/%50 ilişki, mükemmel ilişkiye yakın gibi görünür. Ama haberiniz olsun: mükemmel ilişki diye bir şey yoktur. %50/%50 yaklaşımı sizi tetikte tutar ve her hareketi puan tablosuna koyar. Samimiyet ve bağlanma gelişemez. Bunun yerine, denge ve çabanın sayılarla ölçülmediği bir ilişki hedefleyin. İki partnerin de kendini güvende, sevgi dolu ve tamamen bağlı hissettiği ilişki.
Böyle ilişki rehberleri için Saklioda’ya buradan ulaşabilirsiniz.
İlgili okuma: 7 Yıl Sendromunun Gerçeklerini Ortaya Çıkarmak
0 yorum